28 Aralık 2016 Çarşamba

BARDAK TATLISI



Anlatılamayacak kadar güzel. Ben klasik su bardağı kullandım. Siz istediğiniz ölçüdeki herhangi bir bardağı kullanabilirsiniz.

İçindekiler:

1 kilogram süt
2 yemek kaşığı un (tepeleme)
1.5 yemek kaşığı nişasta (tepeleme)
6 yemek kaşığı toz şeker (tepeleme)
1 paket vanilya
Bulamak için

Ayrıca, Hindistan cevizi ve üzeri için eritilmiş çikolata

Yapılışı:

Muhallebisi için süt, un, toz şeker ve nişastayı bir tencereye alın ve kaynayıp muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırarak pişirin. Kıvamına gelince ocağın altını kapatıp vanilyayı ekleyin. Su bardaklarını ıslatın ve muhallebiyi bu bardaklara paylaştırın. İlk sıcaklığı çıkınca bardakların ağzını streç filmle kaplayın ve buzdolabında dinlendirin.

Bir gün beklemek gerekiyor tam olması için. Bardaklarda bir gün bekletiliyor, sonra bardaklardan çıkarılıp, ortadan bölüp, Hindistan cevizine batırılıp, üzerine erimiş çikolata dökülüyor, bir de çikolatanın üstüne fındık.

Yani, kıvam alan muhallebiyi bardaktan çıkarıp birer parmak kalınlığında dilimliyoruz, ortasına krem şanti sıkarak iki dilimi üst üste koyuyoruz. Hindistan cevizine buluyoruz ve en üstüne eritilmiş çikolata gezdirip dilediğimiz gibi süslüyoruz.

Bittiiiiii.

23 Aralık 2016 Cuma

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 3



ALBÜMDEKİLER

Gülsen Varol

Albümdekiler nostaljik bir epik roman, nehir roman. Bir ailenin yirminci yüzyıla yayılan öyküsü.

Sevgili blog arkadaşımız Gülsen Varol’un başka kitapları da var. Albümdekiler, adına benzer şekilde sanki bir albümdeki fotoğraflara bakılarak ve geçmişe dönülerek yazılmış gibi.

İstanbul, Bursa, Samsun ve başka şehirlere de yayılan bir ailenin yaşamı etkileyici. Birkaç kuşağı izliyoruz ve bu öykü çok da uygun bir sinema filmine.

Yirminci yüzyılın yaşantısını, özellikle küçük şehirlerdeki yaşantıyı anlamak açısından keyifli bir roman. Bütün kahramanlara sevgiyle ve anlayışla bakılarak okunan romanda en güçlü çizilen karakter Sanem ve en zorlu ve acılı yaşam da onunki.

Dönemin şartları, gelenekler, gurur, sevgi, acı, evlilik, hayaller, yeni kuşaklar, torunlar, yaşam bir yandan sürerken yıllar geçince geriye bakıp insanlar keşke böyle davranmasaydı diyoruz ama bir yandan da görüyoruz ki başka türlü de davranamazlardı. Herkes bilebildiği kadar, ailesinden, çevresinden gördüğü kadar yaşayabiliyor biraz da. Seçimlerimiz çok da bize ait olmuyor.

Aile ve gelenekler en büyük kazancımız olduğu gibi en büyük dezavantajımız da olabiliyor. Bu ailenin yaşamında bütün kahramanları seviyor ve hepsine kızıyoruz aynı zamanda.

Albümdekiler duygusal bir roman. Pek keyifle okunuyor.

Not:4/4

Arkadaşımızın blog adresi:

21 Aralık 2016 Çarşamba

NABER


Naber bir mizah dergisi. Mizah dergilerine yakın olanlara tanıdık gelecek bir dergi. Bildiğimiz Uykusuz, Penguen havasında.

Dergi üç ayda bir ve iki yıldır çıkıyor. Dergiyi, mizah dünyasından tanıdığımız Umut Sarıkaya tek başına çıkarıyor. İçindeki yazılar ve karikatürler hep ona ait.

Şimdilik altı sayı olan bu dergide mizah yazıları, mizah öyküleri, çizgi öyküler, karikatürler var. Son yıllarda mizah dergileri bölünerek çoğalıyor. Eski ustalar yeni dergiler çıkarıyorlar.

Naber de Uykusuz, Penguen tarzı mizah sevenlerin pek seveceği bir dergi. Bol sayfalı ve doyurucu. Konuk çizer de alıyor.

Mizah dergileri, diğer tüm dergi türlerinden daha önemli. 

ANARŞİNİN EVLATLARI



Sons of Anarchy

Bir motorsiklet çetesi dizisi. A.B.D.’de ünlü olan Harley çetelerini anlatan bir suç, aksiyon dizisi.

A.B.D.’de Harleylerde yaşayan aileler bile var ve bunlar yılda bir kez bir araya gelirler, yüzlerce, binlerce motorsikletli. Ve birçok da çete var. Çete sözcüğü aslında doğru değil bunlar kulüp aslında.

Ama yasadışı işlere giren motor çeteleri de var ya da öyle sanılıyor. Bulundukları kasaba veya eyaletlerdeki uyuşturucu, silah, fuhuş gibi yasadışı aktivitelere de giriyorlar, gizli şekilde. Ancak, genel olarak Harley çeteleri sadece romantik ve nostaljik gruplar. Çünkü, Harleyler ve Harley giyimi, aksesuarları asiliği, özgürlüğü çağrıştırıyor, çizmeleri ve yelekleri özellikle.

Sons of Anarchy de Kalifornia’nın Charming kasabasında yerleşik bir çete. Kuralları, törenleri, prensipleri var. Yasal bir kulüp iken yeni liderleri Clay (Amerikan sinemasının klasiklerinden Ron Perlman) kulübü silah ticaretine sokuyor. Diğer çeteler, Meksikalılar, Çinliler, İrlandalılar arasında silah trafiğini yönlendiriyor kulüp ama bu yüzden çok dram yaşanıyor ve ölümler gerçekleşiyor.

Clay’in yardımcısı Jax (Charlie Hunnam, yürüyüşü ve havası ile çok yakışıyor) ise kulübü kuran adamın oğlu aynı zamanda ve annesi de Clay’in eşi. Yani Clay aynı zamanda Jax’in üvey babası. Annesi Gemma, üvey babası Clay ve Jax arasında zaman zaman iyi zaman zaman gergin bir ilişki var. Clay, yasadışını severken, Jax yasadışını bırakmak istiyor.

Dizi yedi sezon ve her sezon onüç bölüm ve her bölüm bir saat. Ancak, aksiyon, dram, heyecan, suç hiç bitmiyor. Çekici bir dizi, havalı, seyri çok hoş.

Suç ve motorları sevenler kaçırmasın.

20 Aralık 2016 Salı

MAVİ MISRALAR


Mehmet Osman Çağlar

Mavi Mısralar için aşk ve devrim şiirleri diyebiliriz. Bir de deniz ve mavi. Mavi mısralar olması, denizle ilişkisinden. Deniz ve mavi de özgürlük demek, şiir de özgürlüktür, aşk da öyle.

Şiirlerde 1960’ların, 70’lerin gençlik ve politik ruhu var, devrimci gençlik atmosferi. Devrim yanında aşklar, ayrılıklar, özlemler de. Bir de deniz sevgisi ve denizde geçen zamanlar. Şiirler, geçmişe bakıyor, geçmişi anıyor, özlüyor.

Gençlik enerjisini, eski aşkları, yarım kalmış aşkları, yarım kalmış devrim şarkılarını özlüyor dizeler. Kısa, masum ve naif şiirler. Çocuksu dizeler. Şiirlerin arasında yine aynı atmosferde denemeler de var. Barışçı ve nostaljik denemeler. Deniz yolculukları, sofralar, şehirler, güney, Ankara.

Bugün ve geçmişten oluşan şiirler özgür ve yolcu, gezgin bir ruhun şiirleri. Yaşanmışlık hissi veren ve genelde hüzünlendiren dizeler. Bir yaşamın özeti, özü var şiir ve denemelerde.

Kolay okunan, hafif ve deniz esintisi gibi keyif veren bir kitap.

Not:4/4

(Mehmet Osman Çağlar, blog arkadaşımız. Bu şiir kitabından sonra çok yakında ilk romanı da yayınlanacak. Ayrıca, oğlu Tolga Çağlar da eski blog arkadaşlarımızdan. Mehmet Osman Çağlar’a bundan sonrası için de başarılar diliyoruz. Ondan denizcilik anılarını yazmasını bekliyoruz)

Mehmet Osman Çağlar’ın bloğu:


Oğlu Tolga Çağlar’ın bloğu:

11 Aralık 2016 Pazar

GİRİŞ(İM)



Girişim, adı üzerinde, bir girişimcilik kitabı.

Girişimcilik, entrepreneurship yani, önemli tabii ki. İş, business, ekonominin konusu. Bu kitap da bir ekonomi kitabı öncelikle.

Bu yüzden, ekonomi ile ilgilenenlerin bildiği bazı terimler de var içinde, oyun teorisi, Maslow, verimlilik, SWOT analizi, KOBİ’ler, PEST, gibi.

Ders kitabı gibi de ayrıca ancak çok teorik de sayılmaz, pratiğe yönelik bilgiler var içinde, girişimci olmak isteyenler için. Aslında, herkes birer girişimci olmak ister, ancak bunun yollarını bilen de çok yoktur bizde.

Çantacı derler, ortalıkta birçok girişimci var, kredi alalım, destek alalım, hibe alalım, alalım da para kazanalım, köşe olalım, bizdeki girişimcilik böyle genelde. Tavuk işletmesi için destek alalım arabayı yenileriz, derler. KOSGEB, KOBİ fonları, banka kredileri, bizde işten çok keyif için alınıyor. Maksat zengin olmak.

Ekonomi, işletme, finans, yönetim, strateji gibi konulara ilgi duyanlar ve iş yapmak, iş kurmak isteyenler için bir rehber kitap bu.

Not:4/4


Üstelik de, bir blog arkadaşımızın yazdığı kitap. Okuma Günlüğüm bloğunun çok mu çok tatlı ve iyi yazarı Eren O. yazdı, babasıyla. Hep öykü, deneme, şiir yazacak değil ya blogçular, bilim yapan da var elbette. Faydalı bir kitap yazan arkadaşımıza teşekkür ederiz.

Ayrıca, son olaylar nedeniyle hepimize geçmiş olsun ve hayırlı kandiller.

10 Aralık 2016 Cumartesi

DEEP AİLESİ


Blogumda iki türlü öykü yazıyorum. İlki, serbest öyküler, ikincisi de kurgu kahramanı olan öyküler. Bu yıl sonunda blogum altıncı yılını bitiriyor. İlk 4 yılda, 2011, 2012, 2013, 2014, 8 adet temel kahramanım vardı. Bunlar;

SİMAY. 25 yaşında makine mühendisi. İstanbul’da özel şirkette çalışıyor. Yalnız yaşıyor. Müzik, tiyatro, doğa sporları seviyor. Eğlenceli, aksiyonlu biri. ÇAĞLA. Tipik ergen liseli. Karadeniz’de yaşıyor. GECE. Çellocu, Galata’da yaşıyor, konservatuarda okuyor, 20 yaşında, yalnızlık seviyor, müzik ve çizim dışında bir şeyle ilgilenmiyor. MODEL. Fotomodel, Nişantaşı’nda yaşıyor, yaşamayı seviyor, 25 yaşında. LENA. Cihangir’de kız arkadaşlarıyla yaşıyor, resim öğrencisi, bale ve gizemcilik ile ilgileniyor, 20 yaşında. DERİN. Tek erkek kahramanım. 27 yaşında, detektif, kimya, adli tıp mezunu, en çok halasının bulduğu işlere bakıyor. ZÜLEYHA. Üniversite mezunu işsiz, evde oturuyor, babası çalışmasına izin vermiyor, 23 yaşında. Bilgisayar meraklısı, zeki ve komik. ASMİRA. İstinye Park AVM’de tezgahtar, 20 yaşında, gezmeyi, eğlenmeyi seviyor. NURNİNA. 23 yaşında, ailesiyle yaşıyor, kapalı bir kız, Üsküdar’lı.

Son iki yılda, 2015, 2016, ise, birkaç yeni kahraman daha eklendi. Irak Savaşındaki Osmanlı gazetecisi Muharrir El İnsani, hemşire adayı Kübo, görücü usulü evlenen bir kızın evlenme öyküsü, İslam baba, aşkının peşinden giden Payidar, bıçkın delikanlı Kavas Hüdai, gibi.

4 Aralık 2016 Pazar

MUCİZE:UĞURBÖCEĞİ İLE KARA KEDİ



Eğlenceli, sevimli, komik, heyecanlı bir Paris animesi.

Marinette ile Adrien. Lise öğrencileri. Marinette, Adrien’i seviyor ama Adrien’in bundan haberi yok.

Ama Marinette ile Adrien birer süper kahramana da dönüşebilmektedirler. Marinette bir uğur böceği olur. Adrien ise bir kara kedi. Ancak, ikisi de dönüştüklerinde normal gündelik yaşamdaki kimliklerini bilmezler. Süper kahraman olduklarında, Adrien, Uğurböceği’nden hoşlanır. Yani gündelik yaşamın tersi olur.

Bu ikisi iyi kahramanlar. Bir de kötü kahramanlar var. Kötü adam Hawk Moth, gücü eline geçirmeye çalışıyor. Güçler ise mucizelerden geliyor. Mucizeler peri şeklinde. Marinette ve Adrien’i de süper kahraman yapan, dönüştüren müziceler var, periler, bunlar çok da sevimli.

Hawk Moth, mucizeleri eline geçirmek isterken, genelde zayıf düşen, ruhsal sıkıntı çeken veya hayatındaki zorluklardan dolayı kötülüğe eğilimli olabilecek kişilere güç verip onları kullanarak bu mucize perilerini eline geçirmeye çalışıyor ve Uğurböceği ile Karakedi de onun planlarını bozuyor her defasında.

İlk sezon 26 doyumsuz bölümden oluşmakta. İkinci sezon 2017’de inşallah. Bir de, yılbaşı özel bölümü olacakmış, ne güzel bir haber.

Anime sevenler için çok tatlı dizi.

3 Aralık 2016 Cumartesi

NARCOS



Narcos, yani narkotikler, bir uyuşturucu ticareti dizisi.

Kolombiya ve A.B.D. arasındaki kokain trafiğini anlatan dizi sürükleyici, etkileyici. 1980’ler, 90’lar’daki kokain dünyasını sunuyor bizlere.

İlk iki sezonda Kolombiya’daki uyuşturucu kartellerinin gelişmesi anlatılıyor. Özellikle de en büyük kokain tüccarı efsanevi Pablo Escobar’ın hayatı.

Escobar, Hitler gibi kötü bir adam, uyuşturucu satışı için çok insan öldürüyor, iyilik de yapıyor ancak kötülüğü daha çok. Kötü adam olsa da bir karizması var, Hitler gibi.

Biraz da ortam ve şartlar ve zenginlik nedeniyle çok yükseliyor, kral oluyor, duraklamıyor bir türlü.

Dizi, soluksuz izleniyor, çok heyecanlı. Üçüncü sezonunu bekliyoruz.

2 Aralık 2016 Cuma

MAĞARA



Yeni mizah dergilerimizden. Büyük boy ve bildiğimiz birçok mizah yazarı var. Çeşitli mizah dergilerinden bildiklerimiz.

64 sayfalık bu dergide Vedat Özdemiroğlu, Atilla Atalay, İrfan Sayar, Kemal Aratan gibi Uykusuz, Penguen, Leman, Hıbır, Gırgır tayfasından yazar çizerler bulunmakta.

Örneğin, ünlü Porof Zihni Sinir de var. Yazılar, hikayeler, çizgi romanlar, karikatürler, her türlü mizah malzemesi bulunuyor.

Ferhan Şensoy, Dario Fo, Özdemir Asaf, tiyatronun kavuğunu Ferhan Şensoy’dan devralan Rasim Öztekin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Issız Adam, Kasım sayısının konuklarından.

Eğlenceli, doyurucu dergi. Mizah sevenler kaçırmaz zaten.

Aman uzun soluklu olur inşallah!

25 Kasım 2016 Cuma

LIE TO ME


Bana Yalan Söyle anlamına gelen dizide Amerikan sinemasının güçlü karakter oyuncusu ve en saygın oyuncularından Tim Roth başrolde inanılmaz iyi oynuyor. Hani izlerken insanın ağzı açık kalıyor ya öyle işte.

Roth, bir ekibin başında, dört kişilik bir ekip bu. Ekibin işi suçluların ve suçlu adaylarının yalanlarını saptamak. Yüzlerinden, gözlerinden ve beden dilinden insanların yalan söyleyebildiklerini anlıyor bu dört kişilik ekip.

Üç sezonluk dizi hep enerjik, heyecan hiç düşmüyor, tempo eski dizilerden 24’e benziyor. Her bölümde ekip bir iki olayı çözüyor. Olayların içine ekip de giriyor, ister istemez onlar da tehlikeli olayların içinde buluyorlar kendilerini.

Ekibin özel hayatını da izliyoruz bu arada. Kendilerinin hayatları da karıştıkları olaylar gibi iniş çıkışlı. Çözdükleri vakalar da ilginç zaten. Polisle, FBI ile ortak çalışıyorlar çoğu zaman, çünkü hepsi kriminal davalar.

Başlayıp aralıksız izlenecek dizilerden. Çok kendine özgü.

SEVGİLER BENO'DAN


Benokız

Beno, yeni evli, mutlu, eşi Sarıoğlan’ı çok seven, iyimser ve iyi bir insan. Instagramda fotolarını ve yaşamını paylaşıyor, benonunblogu sayfasında, ayrıca bloğu da var.

Cici bir hayat, kendi halinde, sevgi dolu bir hayat. Evi de cici, oyuncak ev gibi. Eve ruhu yansımış belli. Filmlerde, animelerde gördüğümüz şeker kız evlerinden.

Sonra Beno’ya kötü ve kahverengi bir misafir geliyor. Beklenmedik ve kötü kalpli bir misafir. Ama Beno bunu bir oyun gibi düşünüyor. İyimserlikle ve iyi kalple bunu kendi kendine oynadığı bir kurguya dönüştürüyor.

Sonra otel tatilleri başlıyor, aslında hastane tabii, arada ev tatilleri, tedavi sırasında, otelde ve evde zaman geçiriyor, hastalıkla çok kendine özgü bir şekilde savaşıyor, hastalıkla ve tedavi gereçleriyle adeta arkadaş oluyor, bütün o zorlu süreci kendince yumuşatıyor.

Tabii eşi Sarıoğlan da sevgi dolu ve hep eşinin yanında. Doktorları da. Ve diğer onu sevenler ve ayrıca internet arkadaşları da onu hiç yalnız bırakmıyor.

Benokız daha sonra bu süreci kitaplaştırıyor. Hastalık ve tedavi sürecini sanki masalmış gibi anlatıyor ve bize hayatta nelerin önemli olduğunu hatırlatıyor.

Duygusal, ince ve derin ve hatta mizah yüklü ve sevecen bir masal. Benokızı tanıyın.

Not:4/4

23 Kasım 2016 Çarşamba

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 2



AYNADAKİ GÖZ

Kezban Şahin Taysun

Sevgili yazarımız ve blog arkadaşımız kitaplarıyla bir kadın ve çevre yazarı olarak tanınmakta ülkemizde, haklı olarak, yazı temalarına dayanarak, ayrıca, kategorize etmeyi de pek sevmemiz nedeniyle.

Şimdilik bildiğimiz iki kitabı var. Aynadaki Göz, ilk kitabı Kafesteki Kalp'ten sonra gelen bir öykü kitabı. Bu öykü toplamında genelde ülkemizin sosyal sorunlarına edebiyat gözüyle bakılmış öyküleri görüyoruz.

Bu bağlamda yazarımıza bir kadın yazar da diyebiliriz. Ülkemizde yazarlar ikiye ayrılır ya. Yazarlar ve kadın yazarlar. Yazar zaten erkek yazardır. Kadınsa belirtiriz. Taysun için de bir kadın yazarlıktan, iyi bir yazar olduğu için yazarlığa transfer etmiş diyebiliriz, esprili bir ifadeyle.

Öykülerde ilginç olan nokta genelde belirli sorunlar üzerinde yoğunlaşmış olmaları. Yani sosyolojik bir gözle edebiyat. Belgesel olabilecek olayların edebiyatla yüzümüze vurulması. Sosyal mesaj taşıyan öyküler ancak bir yandan da saf edebiyat aslında.

Yazarımız sanki taşrada bir belgesel gezi turuna çıkmış ve gördüklerini yüceltmiş. Bu kapsamda bir öykü toplamı pek de karşılaşmadığımız bir tür oluyor bu yüzden. Bir edebiyatçımız da bunları yazmalıydı. Genelde büyük şehirden uzakta yaşanan sıradan insan dramları bu öyküler.

Öykülere genel anlamda hümanist öyküler denebilir. Kadınların bizler için bildik dertleri, doğa, hayvanlar, doğanın ve insanın geleceği, kırık hayatlar, kırık hayaller, küçük şehirler, büyük şehirlerdeki küçük insanlar.

Pendik'te Bir Adsız Kahraman adlı öykünün kurgusunun, Saniye'nin Kayıp Güvercinleri adlı öykünün nostalji duygusunun çok başarılı olduğunu ve Gül Güzeli adlı öykünün de, duyarlılığı ve sinemasallığıyla kitabın yıldızı olduğunu söyleyebiliriz.

Kaçırmayın.

Not:4/4


Not: Sevgili yazar arkadaşımızın blogu:

20 Kasım 2016 Pazar

STRANGER THINGS


Tuhaf, garip, değişik şeyler anlamına gelebilecek dizi bir doğaüstü, bilimkurgu, korku dizisi, daha doğrusu gizemli dizilerden.

Biraz efsanevi X Files havası var, yani gerçek orada dışarda bir yerlerde, biraz da Jordskott havası, bir çocuk kaybolduğu için, biraz da Sense8, paranormal olaylardan dolayı. Baştan sona heyecanlı, esrarlı ve finali de çok iyi. İkinci sezonunu heyecanla bekletiyor.

İki de eski oyuncu var ünlülerden, Winona Ryder ve Matthew Modine. Dizinin konusu, müziği, atmosferi, her şeyi yerinde ve hatta sevimli de.

Hareketsiz bir kasabada bir çocuk kaybolur. Annesi de peşine düşer. Ancak çocuk hem çok uzakta hem de çok yakındadır. Çocuğa ulaşabilmek için farklı güçler gerekir, farklı yetenekler.

Dizi, klasik bir Dean R. Koontz romanı havasında. İzlemeye başlıyorsunuz, ne olduğunu bile anlayamadan dizi bitiyor, yani nefes almak bile zor, ideal dizi işte, dizinin içinde siz de bir kahraman oluyorsunuz.

Tam turşulu puding. Çok tatlı ama yüreğinizi ağzınıza getiriyor.

15 Kasım 2016 Salı

BLACK MIRROR


Kara Ayna anlamına gelen bu dizinin ismi telefon, televizyon, bilgisayar ekranlarının siyah olmasından geliyor. Hepimiz bir şekilde kara ayna bağımlısı olduk. Yolda ve gündelik yaşamda hepimizin gözü kara aynalarda.

Black Mirror, günümüz teknolojisi ve internetin hayatımızdaki rolünü anlatıyor. Düşündüğümüzden daha fazla etkisi altındayız ekranların. Bu eleştiri gibi gözükebilir ama değil. Bir şekilde şikayet edenler var aramızda teknolojik aygıtlardan. Hepimiz doğayı özlüyoruz elbette.

Ancak bu bir gerçek ve doğal sonuç. Geriye dönülemez. Yıllar geçtikçe hayatımız teknolojik olacak yani hayat bu ve böyle. Kişisel karşı koyuşlarımız olabilir ancak artık hayatımız ekransal. Bu dizi bu olguyu çok etkileyici işliyor.

İlk sezon ilk bölüm biraz iğrenç başlasa da çarpıcı bir ikinci bölüm var. İlk sezonun zirvesi, ikinci bölüm. İkinci sezonun birinci ve ikinci bölümleri yine şok. Üçüncü sezon ise yedi bölüm ve yedisi de unutulacak gibi değil. Bazı bölümler sakin bazı bölümler aksiyon dolu ancak üçüncü sezon hiç kolay lokma değil.

Bu diziyi izleyin.


Not: Dizi yazmışken, son yıllarda izlediklerimden birkaç süper dizi, tekrar söyleyeyim. Kill Me Heal Me, The Wire, The Mentalist, The Americans, Bron/Broen, Hell On Wheels, Borgen, Sense 8, Metal Simyacı, Forbrydelsen, True Detective ve How I Met elbette bir de kişisel en sevdiğim Kara Ekmek. 

10 Kasım 2016 Perşembe

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR



AN'LAR MI? ANILAR MI? GERİYE KALAN

Makbule Abalı

Alzheimer'li Bir Hastanın Yakını Olmak

Sevgili blog arkadaşımız, biricik hocamız, iyi kalpli duygusal ablamız Makbule Abalı'nın bu kitabı bir çok yönden çok etkileyici.

Öncelikle bütün hayatı öğretmenlikle geçmiş bir insanın eğitim çocuklar hayat sevgi üzerine şaşırtıcı bir bilgelikle yazdığı bir kitap bu.

Kitabın adı zaten duygulu. Kitabı okuduktan sonra ise ben bu kitaba bir isim daha buldum: Kuşlar Çiçekler Umutlar Hayaller. Çünkü hocamız yaşadığı ortamlar nedeniyle bir yandan doğayı, kuşları, çiçekleri iyi biliyor ve dünyayı farkediyor, diğer yandan da yaşamın her türlü zorluğuna rağmen acılara rağmen onca kötülüğe rağmen hayallerimiz ve umutlarımızdan vazgeçmememizi öğütlüyor bize.

Kitap, daha ilk üç sayfada duygu yüküyle gözlerinizi yaşartıyor, önsöz, sunuş ve teşekkürle. Bir anda uzun ve verimli bir eğitim hayatının sonunda süzülen satırları okuyacağınızı hissediyorsunuz. Sonra yazılar başlıyor. Eğitim öğretim okullar hayat üzerine çok deneyimli bir öğretmenimizin düşünceleri ve anıları diyebiliriz.

Sevecen, hoşgörülü ve çok aydınlık bir öğretmenin hepimize ışık olacak düşünceleri. Çünkü hocamız bir rehber danışman eğitimci.

Ardından kitabın son bölümünde sevgili Makbule hocamızın annesi yine bir öğretmen Müzeyyen Gültekin'in yaşamını, öğretmenliğini, çocuklarını, eşini ve daha sonra yakalandığı Alzheimer hastalığı ile hayatının nasıl bambaşka olduğunu ve yaş alan Müzeyyen hocamızın nasıl bir çocuğa dönüştüğünü görüyoruz. Ve tüm ailenin ve daha sonra doktorların onunla nasıl ilgilendiğini. Makbule hocamızın bu sevecen anıları baştan sona gözyaşlarıyla okunuyor. Gülümserken ağlayarak.

Kitabın sonunda Müzeyyen hocamızın bir yemek tarifi var ki bir zamanlar ailenin gözdesiymiş.

Vanilyalı Ay Kurabiyesi

Malzemeler:

275 gram un (yaklaşık 2 su bardağı)
100 gram soyulmuş badem (1 su bardağından az)
200 gram tereyağı
130 gram pudra şekeri (yaklaşık 1 su bardağı)
1 paket vanilya
1/2 limon kabuğu rendesi

Un elenir, tereyağıyla kıyılır. Badem soyulur, makineden geçirilir, Pudra şekeri, vanilya, limon kabuğu rendesi eklenir. Bir hamur yapılır, fındık büyüklüğünde parçalara ayrılır. Ay şekli verilir. Fırında hafif pembeleştirilir. İçine vanilya konmuş pudra şekerine bulanır.

Makbule Abalı öğretmenimizin blogunun adı "Uçun Kuşlar" da annesi Müzeyyen öğretmenimizin en sevdiği şarkı.

Bu kitabın geliri öğretmenimize değil Mersin'deki Alzheimer Derneği Yaşlı Yaşam Merkezi'ne aktarılacak. O nedenle bence hepimiz alalım, destek olalım.

Hayat üzerine bir yardımcı ders kitabı gibi olan bu çarpıcı kitabı okuyun.

Not:4/4

5 Kasım 2016 Cumartesi

KIZÇELER


Biliyorsunuz, kitaplarımı sizler, blogçu arkadaşlarım için yayınlıyorum. Sizler dışında zaten bilen yok onları. Okuyan arkadaşlarımız kitaplar hakkında yazıyor bazen blogda, tatlı oluyor tabii okumak. Hepimiz farklıyız tabii, herkesin sevdiği kitaplar farklı oluyor yani. Şu benim kızçeler, bal çiçekleri, ki bu isimleri Jysra Reçani taktı, çok da yakıştılar, bence de bir bütünler. Dördü de kendi içinde farklı, hatta kitaplardaki diller bile farklı. Sade ile Fram format olarak birbirlerine benziyor sadece, içerik de andırıyor ama konular, yaklaşımlar aynı değil. Mavi ise diğerlerine hiç benzemiyor. Çok arkadaşım en çok Mavi'yi seviyor. Yani de diğerlerine benzemiyor, dili farklı ve uzun öyküler. Bir kurgu dışı bir kurgu şeklinde gidiyor kitaplar. Sade kurgu dışı, Mavi kurgu, Fram kurgu dışı, Yani kurgu. Hep söylüyorum, her zaman okunabilecek kitaplar yayınlamayı seviyorum. Sıkmayacak, ferahlatacak, ama derinlere gitmeyi de istetecek, her zaman ele alıp orasından burasından okunabilecek kitaplar. Kurgu bile olsa gündelik yaşamın kurgusu. Ben de zaman zaman açıp rastgele okuyorum, hep gülüyorum, başkası yazmış gibi geliyor tabii, bir de okurken hep yanlış arıyorum, sözcük hatası, baskı hatası gibi. Şimdiye dek iki adet sözcük hatası bulabildim dört kitapta, basımdan kaynaklanan.

Şimdi son zamanlarda şu kızçeleri okuyan bazı arkadaşlarımın yorumlarısı.

OKYANUS ARSEL (Sade/Yani)


JYSRA REÇANİ (Yani)


DEMİR KADIN (Yani)


SEMANUR KÖK (Sade)

Bizim deli mavi, en sevdiği kitaplar arasına koymuş en büyük kızçe Sade'yi.

24 Ekim 2016 Pazartesi

MASA


Masa Sanat yeni çıkan kültür sanat edebiyat dergilerinden ve iki ayda bir çıkıyor.

Dergi sıkı, yazılar sıkı, kadro iyi, yazarlar iyi. Dolu dolu bir sanat dergisi. Öykü, şiir, yazar incelemeleri, denemeler, sinema, müzik, tiyatro, resim, edebiyat yazıları, bütün kültür sanat dalları var üçüncü sayısında.

Attila İlhan, Ayşe Kulin, Şükrü Erbaş, Orhan Kemal, August Rush, Freddie Mercury, Suç ve Ceza, Bülent Emin Yarar, Andy Warhol, Muhsin Ertuğrul, İlyada bu sayıda işlenen konulardan bazıları.

Bu zengin içerikli dergi umarız yayınına yıllarca devam eder.

Dergiden bir bukle:

“Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
 Koşaradım
 Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde”

“yine akşam oldu attila ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı”

18 Ekim 2016 Salı

KARA PAZARLAR



Ece Evren

Kara Pazarlar anı veya günce tarzı bir roman kitap.

Kitabın kahramanı, bugününü anlatırken geçmişini de anımsıyor. Hayatındaki üç önemli kişiyi anlatıyor. Babası, eski eşi ve yeni sevdiği.

Bu üç kişi kitabın kahramanına çok acı çektiren kişiler, onu depresyona sokan, yıllarca hasta eden üç kişi. Babası sert ve sevgisiz, eski eşi de öyle, yeni sevdiği de duyarsız ve bencil.

Kahramanımız bütün yaşadıklarını bir parça sevgi için yapıyor. Sevgi açlığı onu üzüntülere taşıyor ve bu üç kişi, kahramanımız ne kadar istese de hiç değişmiyor.

Çok açık, içten yazılmış cümleler, belki hepimizin içinden geçen düşünceler, öfkeler, kederler, anlık mutluluklar ama bu denli dürüst yazmak hiç de kolay değil.

Hüzünlü bir kitap. Kitabın kahramanı umarız bundan sonra üzülmesine izin vermez ve huzurlu olur. Kitabın devamını ve olayların gelişimini de bekliyoruz elbette.

Not:3/4


Daha not: Kitabın yazarı sevgili arkadaşımız Ece Evren.

10 Ekim 2016 Pazartesi

YABAN MERSİNLİ TAVUK


Tavuk göğüslerini aradan kesip biraz incelmesi için dövüyoruz.

Sonra içine keçi peyniri ve yaban mersini ile tuz ve karabiber koyup rulo haline getiriyoruz.

Sonra o ruloyu yumurtaya batırıp daha sonra da galeta ununa batırıyoruz.

Borcamın, Pyrex’in yani, altına biraz ayçiçek yağı koyuyoruz, 5-6 çorba kaşığı kadar.

Hazırladığımız tavuk göğüslerini borcama koyup fırının alt yerine koyuyoruz.

Ve 250 derece. Çevirmemiz de lazım tabii.




8 Ekim 2016 Cumartesi

KAFASINA GÖRE



Eğlenceli, dolu ve hoş bir dergi.

Oscar Wilde, Nilüfer, Mert Fırat, Steinbeck, Stephen King, Şener Şen, Oğuz Atay. Derginin son sayısının konuklarından birkaçı.

Gerçekten de kafasına göre bir dergi. Her telden yazılar var, her konudan. Araştırma, röportaj, öykü, deneme, makale, şiir, sinema, günlük, vb. Engin Akyürek de düzenli olarak yazıyor.

Genel olarak bir kültür edebiyat dergisi denilebilir, renkli yazılar ve öyküler var. Onuncu sayıya geldiler, çeşitli yazarlarla.

Mutluluk veren dergi. Okunur.

29 Eylül 2016 Perşembe

BENİM DİZİLERİM 2



SENSE 8

Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan ve birbirlerini tanımayan sekiz kişi ortak rüyalar görmeye başlarlar. Hepsi bir şekilde telepatik olarak birbirlerine bağlıdır. Dizide bu kişilerin yaşamlarını izlerken bir yandan da neden birbirleriyle bağlantılı olduklarının gizemini çözmeye çalışırız. Onlara yardım edenler ve onları avlamaya çalışanlar da vardır. Heyecanlı, sürükleyici, doğaüstü. Herkese göre sayılmaz, yetişkin öğeler de var. Bunlar göz ardı edilebilir, atlanabilir, izlerken.

SHAMELESS

Utanmaz anlamına gelen dizide, utanmaz bir adam ve ailesinin yaşamı anlatılıyor. Yoksul ve varoşta yaşayan ailenin babası tam bir ahlaksız, ailesine karşı da hayata karşı da, üçkağıtçı, düzenbaz. Ailenin tüm bireyleri kendine özgü, tuhaf, cahil. Hayatın bütün olumsuzluklarını yaşayan ailenin günleri hep olaylı. Başlarına sanki hiç hoş şeyler gelmiyor. Çok canlı bir aile. Dizi, yedinci sezona geldi ve çok renkli. Amerika’da bol ödül aldı, sinemanın usta oyuncuları da var dizide. Ancak, herkese göre değil. Dizide, alkol, uyuşturucu, cinsellik ve her türlü olumsuzluk var. Amerika’da böyle bir hayat yok. Onlar tutucu insanlar. Dizideki olayları yaşayan aile de pek olamaz gerçek yaşamda. O nedenle dizi aslında tam komedi. 

23 Eylül 2016 Cuma

DEEP NOT


Arkadaşlarım bazen, yazılarımı nasıl yazdığımı anlattığım yazıları çok sevdiklerini söylerler. Şu öyküyü nasıl yazdım veya bloga nasıl yazıyorum gibi. Genelde gündelik yaşam içinde yazmak aklıma gelmez, işler filan, işlerim genelde yabancı dille ilgili, sonra evde ev işleri, yemek, sonra da kitap film dizi müzik, bir de yürüyüş ve gezi, Büyükada ve Balat gibi favori mekanlarım. Aklımda bişey olmaz. Blogu açınca veya laptopu açınca o anda birden yazasım gelir ve yazarım işte, günden kalanlar dökülüverir.

Mesela, "Pazara turşuluk salatalık almaya gitmiştim. Ona rastladım". "Birinci kattaki kızın mutfağının lavabosunun altındaki boru patlamış, merdivenler su içinde kalmıştı". Böyle bir cümleyle giriş yaparım, sonra arkası gelir, gelmezse silerim başka cümle yazarım, o cümleleri de unuturum. "Vertigo yüzündendi bütün bu espriler, zihni açılmıştı". Ya da,"Kıyıcılar vardır, hep öldürür onlar, hapse girerler, yirmidört yıldır cezaları, diyelim ondört yılda aftan çıkarlar, çıktıkları gün bir meyhaneye girerler, kavga ederler ve yine öldürürler. Sorarsanız, ne yapsaydım, ben mi ölseydim, derler. Fikrisabit psikopattır onlar". Ya da, "Karnı çok şişmişti, hamile gibi hissediyordu kendini, aldığı ilaçlardandı tabii".

Böyle girebilirim herhangi bir yazıya. Mesela, "Ausviç kampındaki Polonyalı kadın Kanada bölümündeydi, bunlar öldürülmezdi. Kadın, bir kaynaktan, kızkardeşi ve çocuklarının kampa getirileceğini duymuştu. Bir Nazi subayına rica etti, adam ondan hoşlanıyordu. Subay, kardeşini getirebilirim belki ama çocukları öldürürler dedi. Gerçekten de kızkardeşi geldi o bölüme ama kızkardeşinin iki çocuğu yakılmıştı. Kadınla subay aşk yaşadılar, o iki kadın da yıllar sonra kamptan çıktılar". Bu gerçek bir olay ve ne güzel bir öykü veya senaryo olur.

Ya da yeni bir karakter oluşturmak isteyebilirim. "Madam Adonis, büyükannesi Ankara'dan Lübnan'a göç etmiş 1915'te, Ankara'lı Ermeni yani". Şöyle de olabilir, "Bizim kızlar itfaiyecileri beğenirler, onları çok çekici bulurlar".

Yazılar, öyküler bu şekilde çıkıyor işte. Şimdi de sevgili Turgay Aksoy arkadaşımızın Frambuazlı Hayat adlı kitabımla ilgili yorumusu:


Not: Fotoda, aldığım notlar. Bir ilaç firması ajandası üstüne solda, yeni tanıtacağım blogçular, ortada şimdi aldığım notlar, yazmak için, sağda da yeni okumak istediğim kitap.

21 Eylül 2016 Çarşamba

İZDİHAM


Dolu dolu bir kültür sanat edebiyat dergisi. Son sayı kapağında müthiş yazar Beckett var ve onun ünlü sözü. "Hepimiz deli doğarız, bazılarımız öyle kalır".

Çok sayıda deneme, şiir, öykü, makale ile pek keyifle okunuyor. İlk yazıda Mustafa Kutlu, sevdiğinden kalan bir düğmeyi anlatıyor. Bir Raskolnikov ve edebiyatta katiller incelemesi var ki ilginç.

Koca Yusuf yazısı çok iyi. Koca Yusuf Kel Aliço’yu yenerek başpehlivan oluyor, fırtına gibi esiyor, sonra Avrupa ve Amerika’da da yenmediği kalmıyor. Yurda dönerken bir deniz kazası oluyor, gemi batarken Koca Yusuf herkesi kurtarıp filikalara koyuyor ama o ağır diye almıyorlar onu filikaya ve binmesin diye ellerini kesiyorlar o da denizin dibine gidiyor.

Ahmet Uluçay ve Metin Erksan yazıları da mutluluk veriyor. Tolstoy ile Turgenyev’in dostluğunu anlatan yazı ise edebiyat severler için önemli. Tolstoy’un yaşamı ve dehası çok şaşırtıcı zaten.

İzdiham’da her şey var sahiden de. Renkli dergi. 

18 Eylül 2016 Pazar

PARENDE


Parende, yaklaşık iki yıldır yayınlanmakta olan bir edebiyat dergisi, sessiz sedasız, reklamsız, sade bir yolda ilerliyor.

Dolu, verimli bir dergi ama. Ünlü ve popüler yazarlar yok yayıncılar arasında. Şiir, öykü, deneme ağırlıklı.

Yaz sayısının dosyası şair Ergin Günçe. Şiirleri, hayatı, onunla ilgili anılar, doyurucu bir inceleme. Huzurevinde yalnız ve yoksul ölen şairimiz Ece Ayhan’ın yeni gün yüzüne çıkan bir şiiri var dergide.

Ayrıca, Heidegger, Hegel, Gılgamış, ünlü film Bab’Aziz, Evliya Çelebi incelemeleri de bulunmakta. Yolda Olmak adında iyi bir yazı ve Zeytinyağlı Enginar adlı keyifli bir öykü de var.

Edebiyatseverler için iyi dergi.

Dergiden bir küçük şiir:

Kuşlar savruluyor derken ortalığa
Gülüyor yan odalarda birileri
En yalnız adamıyım Orta Doğunun
Tanrım kabul et artık şiirlerimi…

17 Eylül 2016 Cumartesi

DERGİLER



YABANİ

Yerli bilimkurgu fantastik korku çizgi roman dergisi. Bizde bu tür dergiler pek çıkmıyor, çıksa da uzun soluklu olmuyor. Hepimiz meraklıyız bu konulara ama popüler ürünlere yöneliyoruz hep. Bu dergiyi çıkaranları kutlamak gerek.  İçinde çizgi romanlar ve düzyazı öyküler bulunmakta. İnce olduğu için hemen bitiyor.

KÜLTÜR SANAT

Cinemaximum sinemalarında dağıtılan sinema dergisi. Ufak renkli faydalı ve sevimli. Ankara, İstanbul, İzmir’de çıkartılan minik boy kültür sanat rehberlerine benziyor. Bu aylık dergiler sergi, konser, seminer her türlü etkinliği gösterir, çok faydalı ve kullanışlıdır. Bu dergi de öyle. Küçük bir sinema gezintisi yaptırıyor. Keşke böyle ücretsiz dergiler çok olsa.

14 Eylül 2016 Çarşamba

EV YEMEĞİ



Ev yemeği dememin nedeni, yemeğin bir adının olmaması veya adını bilmemem. Ev yemeği, evde olanlarla pişen yemektir, işte.

Bir miktar dana eti, kuşbaşı, 300 gram örneğin. Bu eti önce sotelersiniz. Yağda kızartırsınız, salat yağda, kanola, ayçiçeği yağı olabilir. Biraz su, taze karabiber, düdüklüde.

Et yumuşar, sonra biraz patates, bizim sarı patates işte, şöyle büyüğünden. Bir de beyaz patates var ama ondan yok bizim çiftçi pazarlarında.

Biraz kabak, taze soğan.  Oldu bitti.

Üstüne de taze kişniş. Çorba gibi yemek. Tadı da güzel.

7 Eylül 2016 Çarşamba

BENİM DİZİLERİM



THE AGE OF YOUTH

Tatlı bir Kore dizisi yine. Beş üniversiteli kızın aynı evdeki yaşamı. Her bölümde birine ağırlık veriliyor. Kızların hayatları ve evdeki arkadaşlıkları. Sakin, yumuşak, hoş dizi. Bu dizide ilk kez gördüğüm bir şey de, çok az da olsa erotik sözler vardı, bir Kore dizisinde ilk kez rastladım. Bunun dışında keyifli dizi.

GAKUEN ALICE

Her zamanki gibi nefis bir Japon manga animesi. İki kız ve bir okul başrolde. Mikan minik bir kız, Hotaru da en iyi arkadaşı. Hotaru, uzakta bir okula gidince Mikan da gidiyor. Okul biraz tuhaf, değişik. Öğrencilerin olağanüstü yetenekleri var. İkisi de bir dolu ilginç olay yaşıyor, okulda.

JORDSKOTT

Bir kadının ufak kızı kaybolur, kadın yıllar sonra aynı yere döner, bir çocuk daha kaybolmuştur. İkisi arasında bir bağ var mı diye merak eder ve araştırmaya başlar. Başka çocuklar da kaybolur gün geçtikçe. Doğaüstü, gizemli dizi. Sürükleyici, heyecanlı bir İsveç dizisi. Efsanevi olayları sevenlere.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

DİZİ LİSTESİ 4


Son zamanlarda izleyip blogda yazdığım diziler devam ediyor.

24:Live Another Day (A.B.D./Aksiyon)
Arrow (A.B.D./Aksiyon)
Hart of Dixie (A.B.D./Romantik Komedi)
Hell on Wheels (A.B.D./Western)
Borgen (Danimarka/Politika)
How I Met Your Mother (A.B.D./Romantik Komedi)

Bu liste bitti

29 Ağustos 2016 Pazartesi

DİZİ LİSTESİ 3


İzleyip bloga yazdığım dizilere devam ediyorum. 

Yerli Diziler:

Med Cezir
Kardeş Payı
Serçe Sarayı
Kara Ekmek
Şubat
Kördüğüm
Göç Zamanı

Favorim elbette Kara Ekmek Asiye. Yeni sezonda da bir dizi seçeceğim izlemek için tümünü.

Çizgi/Animeler:

I Me My Strawberry Eggs
Gumball
Metal Simyacı

28 Ağustos 2016 Pazar

DERGİ LİSTESİ 2


Okuyup blogumda yazdığım dergiler arasından edebiyat dergisi olanların listesi.

Karahindiba
Peyniraltı Edebiyat
Nisyan
Mosmodern
Caz Kedisi
Keşke
Notos
Varlık
Temrin
Acemi
Berhava Öykü
Siyah Sanat
Ayraç
Karabatak
Kafka Okur
Sabit Fikir
Diri Ozanlar Derneği

Dergi yazılarım devam edecek.

27 Ağustos 2016 Cumartesi

DİZİ LİSTESİ 2


Son bir iki yılda izleyip bloga yazdığım polisiyeler. Aralarında kötü hiç yok. Çok iyi olanlar ve efsane olanlar var, The Wire gibi, ve bir de çok sevilenler. 

The Wire (A.B.D.)
The Mentalist (A.B.D.)
Bosch (A.B.D.)
The Fall (İngiltere)
How To Get Away with Murder (A.B.D.)
True Detective (A.B.D.)
Happy Valley (İngiltere)
The Americans (A.B.D.)
Den Som Draeber (Danimarka)
Forbrydelsen (Danimarka)
Bron/Broen (İsveç)
Cold Case (A.B.D.)

(devam edecek) 

21 Ağustos 2016 Pazar

DERGİ LİSTESİ


Son aylarda birçok dergi okuyup blogumda yazdım. Bütün dergileri okuyup yazacağım. Şimdiye dek olanların bir listesi. Dergileri ikiye ayırdım. Edebiyat dergileri ve diğerleri, diye. 

Genel:

Genç Sanat (Görsel Sanatlar)
Hayal Perdesi (Sinema)
221B (Polisiye Edebiyat)
Evim (Dekorasyon)
UPXIV (Yer altı)

Kültür Sanat Edebiyat:

Çukur Mecmua
Ayarsız
Mahzen
Fil
Pul Biber
Cins
Bavul
Nepal Fanzin
Moral 0
Plüton

Genel ve Kültür Sanat Edebiyat dergilerinin listesi idi bu. Edebiyat dergileri olacak ikinci listede.

DİZİ LİSTESİ



Yaklaşık olarak son 2 yılda izleyip bloguma yazdığım dizilerin listesi. Bu yaz dizi ve film izlemedim. Kitaba ağırlık verdim.

Listeye Kore dizileri ile başlıyorum. Tümünü sevdiğim şirin diziler hepsi. İzleme sırama göre:

My Friend is a Gumiho
I Hear Your Voice
Kill Me Heal Me
It’s Okay That’s Love
She Was Pretty
The Healer
Cheese in the Trap
Oh My Venüs
You Are  All Surrounded

(devam edecek)

19 Ağustos 2016 Cuma

YANİ SADE


Sade ve Derin'i hazırlamaya 2013 Ağustos'ta başlamıştım. Ramazan Bayramı'nda, yaklaşık üç ay sürmüştü. Ocak 2014'de piyasaya çıkmıştı. Derin Mavi'deki şiirleri yazmaya 2014 Temmuz'unda, Ramazan ayında başlamıştım. O da üç ay sürmüştü. Ocak 2015'te piyasaya çıkmıştı. Frambuazlı Hayat'ı 2014 Sonbaharda yazmaya başlamıştım, Ekim, Kasım, Aralık, üç ay sürdü. 2015 Ağustos'unda çıkmıştı piyasaya. Yani'yi ise 2015 Sonbaharda yazmaya başlamıştım, Ekim, Kasım, Aralık, o da üç ay sürmüştü. Ocak 2016'da piyasaya çıkmıştı.

Son zamanlarda kitaplarımı okuyan birkaç arkadaşımızın yazılarının linkleri:

AHU KADER (Sade Ve Derin)


ÇALIKUŞU ÇAKILTAŞI (Yani)


MİNİK MİNİ (Yani)

6 Ağustos 2016 Cumartesi

ALTIN ÇAĞ



Ezgi Duran

Altın Çağ, ezoterik veya gizemli dediğimiz türden bir kitap. Baştan sona çok ilginç. Çünkü, çok değişik ve farklı bir bakış açısı ile yazılmış çok da iyimser ve olumlu bir eser.

Bu şaşırtıcı kitapta öncelikle bir zamanlar dünyamızın yaşadığı altın çağ anlatılıyor. Bu çağa tekrar gireceğimizi, bunun için belki de sevgi dolu ve masum olmamız gerektiğini  belirtiyor.

Altın çağ, çeşitli kültürlerin tarihlerinde ve kitaplarında yer alan bir mutlu çağ, bolluk çağı. Sonra da gümüş, tunç ve demir çağları geliyor. Şimdiki çağ demir çağı dünyamızın.

Kitapta, kültürel yönden sonra bilimsel yönden de altın çağ anlatılıyor. Altın çağa tekrar girileceğinin izleri belirtileri gösterildikten sonra bu çağa ayak uydurabilmemiz için gerekli değişimler ve ilerlemeler belirtiliyor.

Dünya üzerinde açıklanamayan tüm belirtiler açıklanıyor ve ardından dünyada ve Türkiye’deki altın çağ merkezleri sıralanıyor.

Belki de altın çağa biz isteyerek ve değişerek girebileceğiz. Çektiğimiz tüm sıkıntılar da huzur öncesi bulanıklık. İnsanoğlu, huzurun ve mutluluğun, bir zamanlar var olup da kaybolan Mu ve Atlantis uygarlıkları gibi kaybolmaması için biraz çaba göstermeli herhalde. Çaba da sadece sevgi ve sanattan geçiyor.

Bilgilendirici, yatıştırıcı ve iyi kalpli bir kitap.

Not:4/4

14 Temmuz 2016 Perşembe

SEVİYE HANIM



Seviye Hanım, Twitter'da keşfettiğim arkadaşım. Videolar çekiyor. O benim neşe kaynağım. Seviye Hanımın seviyeli videoları.

Videolarını izlerken aman Seviye Hanım diye şarkılar söylüyorum, aman Cevriye Hanım gibi. Çok ciddi konularda çok ciddi düşüncelerini paylaşıyor ama çok komik. Seviyeli komik.

İzmire gidiyor ve Kordonda İzmirlileri eleştiriyor, moda şovu yapıyor, Kore Pop üzerine düşüncelerini paylaşıyor. Kendisi atletik de aynı zamanda, düzenli olarak beyin jimnastiği yapıyor.

Şiir seslendiriyor, şiir yazıyor, kitap yazıyor, kedisi Fuzuli de seviyeli bir karakter. Çocukluğu güzel geçmiş. Seviye Hanım bizimle bilgilerini paylaşıyor. Kültürümüzle nasıl etkileriz insanları, bunu da anlatıyor. Çantamda Ne Var bölümünde yedek varis çorabı taşıdığını görüyoruz.

Yorumlar da keyifli. Ona gelen yorumlar ve cevapları. Rüya yorumları, nasıl seviyeli olunur, Seviye Hanım her derde deva.

YouTube'a "Seviye Hanım" diye yazarsanız onlarca videosu geliyor.


Seviye Hanım Twiitter'da:

https://twitter.com/SeviyeHanim

4 Temmuz 2016 Pazartesi

KİTAP LİSTESİ 2



2016'nın ilk altı ayında 40 adet kitap okumuşum. Eh bu fena diil.

Bu kırk kitaptan onbeşi en iyiler. Hatta bu liste iftihar listesi gibi olmuş. Rüya takımı. Umarım hep böyle kitaplar okurum.

Don Kişot-Cervantes
Kuşlar-Tarjei Vesaas
Martin Eden-Jack London
Doktor Jivago-Boris Pasternak
Prens-Makyavelli
Gazap Üzümleri-Steinbeck
Vadideki Zambak-Balzac
Eugene Grandet-Balzac
Oğlak Dönencesi-Henry Miller
Dinle Küçük Adam-Wilhelm Reich
Dua Saatleri Kitabı-Rilke
Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü-John Berger
Boğaziçi’nde Bir Gezinti-Dionysios Byzantios
Theo’ya Mektuplar-Van Gogh
Bitmeyen Aşk-Pınar Kür

Hepimize huzurlu keyifli sevgi dolu bayramlar.

3 Temmuz 2016 Pazar

KİTAP LİSTESİ



2015 yılında 54 adet kitap okumuşum. Çok değil. Yüzlerce film ve dizi de çok izlediğim için kitap sayısı düşük olmuş. En az 70 olmalıydı.

Okuduklarım arasında 4/4'lük olanların listesini veriyorum.


YERLİ

Amanvermez Avni-Ebüssüreyya Sami
Akşam Güneşi-Reşat Nuri
Gelmiş Bulundum-Edip Cansever
Her Gece Bodrum-Selim İleri
Yaz Geçer-Murathan Mungan
Yunus Emre Divanından Seçmeler
Barbar ve Şehla-Ahmet Telli
Bir Umuttan Bir Sevinçten-Refik Durbaş

YABANCI

Jude-Thomas Hardy
Murphy-Beckett
Şiirler-Pablo Neruda
Babalar ve Oğullar-Turgenyev
Pereira İddia Ediyor-Tabucchi
Stiller-Max Frisch
Zen Ustaları
Pıtırcık Tatilde-Sempe
Mülksüzler-Le Guin
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü-Edgar Keret

BLOGÇULARIN KİTAPLARI

Aynadaki Göz-Kezban Şahin Taysun
Geriye Kalan-Makbule Abalı
Göçebe Şehrin Efendisi-Hamiyet Akan
Gülkurusu Öyküler-Gonca Keskin
Albümdekiler-Gülsen Varol
Düş Batımı-Hanife Mert
Beni Sevmek Zorundasın-Erdi Karadeniz
Ters Düz-Mert Ofluoğlu

28 Haziran 2016 Salı

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 4



EREN O.

GİRİŞ(İM) (Gelişim İçin Girişim)


ECE EVREN

Kara Pazarlar


ELİF DENİZ

İslama Kırk Hayat
Osmanlı Ahlak Kalesinin Kırk Burcu
(40'lar Kulübü)


MEHMET OSMAN ÇAĞLAR

Mavi Mısralar


UMUT ERDOĞAN

Mahzen

16 Haziran 2016 Perşembe

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 3



ELİF KAYMAZLI

Kayıp Düşler Kitabı


TOLGA YAZICI

Parçalanmış Gülüşler


SERKAN AYDEMİR

Adı Ben Soyadı Yalnızlık


BERKAY DAÇE

Gökdelenin Tepesinden İnsan Manzaraları


BİRGÜL ÖZCAN

Ev Anası


KADI KIZI

Akışına Bırak

10 Haziran 2016 Cuma

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 2



HANİFE MERT (Yaren)

Düş Batımı


MAKBULE ABALI (Uçun Kuşlar)

Geriye Kalan (An'lar mı? Anılar mı?)


HAMİYET AKAN (Yürekten Kaleme)

Göçebe Şehrin Efendisi


GONCA KESKİN (Kitapla Dans/Gonca'nın Renkleri)

Gülkurusu Öyküler


MERT OFLUOĞLU (Kafa Dergi)

Ters Düz


1 Haziran 2016 Çarşamba

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR


HALE NUR DURMUŞ (Sessiz Gemi/Kavanozdaki Beyin)

Vincent Konağı


KEZBAN ŞAHİN TAYSUN (Öykü ve Şiir Molası)

Kafesteki Kalp
Aynadaki Göz


GÜLSEN VAROL (Yapraklar/Hasret Senfonileri)

Albümdekiler
Cehennem Deresi


BÜŞRA NEBATİ (Love Me Or Leave Me)

Benden Duymuş Olma Da

(Blogunu bi süreliğine kapattı, gelir yine)

ERDİ KARADENİZ

Bu Şartlar Altında Ölemem
Pesimisyon
Beni Sevmek Zorundasın


(devam edecek)